Dedikodu


Dedikodu! “Nefret ederim. Asla yapmam. Yapanı da sevmem” dediğini duyar gibiyim. Ama gerçek şu, öyle ya da böyle çoğumuz dedikodu yapıyoruz. Ve çoğunlukla da “Bu dedikodu değil ki, olanı konuşuyoruz” diyerek de yaptığımızı örtbas ediyoruz.

Dedikodu nedir? “Başka birinin davranışı ya da özel hayatı hakkında çoğunlukla tüm gerçek bilinmeden paylaşılan bilgidir.” Ve genellikle kötü niyetlidir.

Peki, insanlar neden tüm gerçeği bilmemelerine rağmen ve başkasına zarar verebileceğini bile bile dedikodu yaparlar ki? Belki birçok nedeni vardır bunun. Gelin bunların birkaçına göz atalım.

Sohbet etmek, konuşma ihtiyacımızı gidermek. Bir şekilde yalnızlığımızı paylaşmak istiyor ama bir anda kendimizi dedikodu yaparken buluyoruzdur.

Arkasından konuştuğumuz kişiyi aslında kıskanıyor olabiliriz.

İnsanlara güvenilmez kişileri göstererek güvenilir biri olduğumuzu kanıtlamak. ve böylece (Bu sayede) daha kolay ilişkiler kurmayı hedeflemiş olabiliriz.

Dedikodusunu yaptığımız kişi belki de canımızı yakmıştır ve ona düşmanca bir tavır takınmışızdır.

Kendi çıkarlarımız için birini ya da bir durumu kontrol etmeye çalışıyor olabiliriz çünkü bilgi beraberinde güç getirir.

Belki de çaresiz birine yardım etmek, ama bunu herkese anlatarak yapmak, günün kahramanı olmak istiyoruzdur.

Bulunduğumuz durum bize o kadar umutsuz görünüyordur ki başkalarının bizden daha kötü durumda olduğunu bilmek bizi rahatlatıyordur…

Bu liste uzar gider. Birçok şey ekleyebiliriz. Ancak dedikodunun nedenlerine yakından bakınca ilginç bir şey görürüz. Dedikodu döner dolaşır ve hakkında konuşulan kişinin durumundan çok dedikoduyu yapan kişinin durumunu gösterir. Nasıl mı?

Hristiyan Kutsal Yazıları bize ağzımızdan çıkanın yüreğimizden kaynaklandığını öğretir (Matta 15:18). Aynı şekilde, dedikodunun dinleyicisine tatlı geldiğini ve insanın ta içine işlediğini de söyler (Özdeyişler 18:8). Yani dedikodu birinin ağızdan diğerinin kulağına değil ama(ama fazla gibi) yürekten yüreğe akar ve bir yürek problemidir. Bu nedenle dedikodu her ne kadar bir başkası hakkında yapılsa da aslında dedikoduyu yapan kişi hakkındadır.

Dedikodu bize kendimiz hakkında olduğumuzdan farklı hissedeceğimize dair vaatler sunar. Bu vaatlerden dolayı dedikodu yaparız. Öyle ki, birilerinin arkasından konuştuğumuzda kendimize hizmet etmiş oluruz, odak noktası bir başkası değil aslında bizizdir. Dedikodu yaparak güçlü, farklı, ilginç ve doğru bir kişi olduğumuza inanmaya ve başkalarını da buna inandırmaya çalışırız. Böylece kendimizi hem dış tehlikelerden hem de yanlışlarımızı sürekli yüzümüze vuran vicdanımızın sesinden bir şekilde korumaya çalışırız. Hayatta kalmak, sahip olmak, kabul görülmek isteriz. Hepimiz farkındayız ki dedikodunun sunduğu bu vaatler gerçek değildir ve istediklerimizi bize vermez.

Kimseye söyleme ama gerçek bu.

Facebook
Twitter
WhatsApp
E-Posta

Benzer Yazılar

Yorumlar

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Yorumu Gönder