Sevmek Ve Sevilmek

 

Hayattan çok farklı şeyler isteyebiliriz. Ama hepimizin istediği bir şey var. O da “sevmek ve sevilmek”. Sadece romantik şarkı sözleri ve filmlerin konusu değil bu, İsviçreli bilim adamları da bu konuyu araştırıyor.
Bir şeye, bir kişiye ait olmak istiyoruz. Sevmek ve sevilmek. Bu öyle bir duygu ki kulüpler, dernekler kuruyoruz. Futbol fanatikleri oluyoruz. Çeşitli dini gruplara, tarikatlara üye oluyoruz. Neden mi yapıyoruz bunları? Çünkü aslında biz derin, kişisel ve anlamlı ilişkiler arıyoruz.

En büyük hayal kırıklıklarımızı da tam da bu ilişkileri bulduk dediğimizde yaşamıyor muyuz? İş arkadaşımız arkamızdan iş çeviriyor. Takımımız maçı kaybediyor. Yakın dostumuz sırrımızı bir başkasına paylaşıyor. Tarikat liderinin banka hesapları ortaya çıkıyor. Anne-babamız zamanı geldiğinde bu hayattan göçüp gidiyor. Çocuğumuz büyüdükçe bizden uzaklaşıyor. Avukatlar da en çok boşanma davalarına bakar oldu zaten.

Acı gerçek şu; bu dünyada mükemmel sevgi yok.

Zavallı ayaklarını bırak bakalım. Sen de düşündüğün kadar sevgi pıtırcığı değilsin hani. Çünkü bizim başkasına duyduğumuz sevgi de ben-merkezli, kusurlu ve bencil. Seviyoruz çünkü bir karşılık istiyoruz.
İncil’de İsa Mesih bize dünyada aradığımız sevginin nasıl bir şey olduğunu bir benzetmeyle anlatıyor.

Genç bir adam henüz hayatta olan babasından payına düşen mirasını istemiş. Bunu isteyerek aslında şöyle diyormuş; “Keşke ölmüş olsaydın. ” Ve mirasını istemesinin sebebi de, bağımsızlık istemesiymiş, kurallar ve sınırlamalar olmaksızın hayatını yaşamak ve sorumsuzca gülüp eğlenmek istiyormuş. Böylece istediği mirası almış ve uzak bir diyara gitmiş. Oradayken he yanlış kararları verip hep yanlış insanlarla bir arada olmuş. Bu insanların onu sevdiğini düşünüyormuş. Onun dostu olduklarını sanıyormuş ama değillermiş. Harcayacak bir serveti kalmayınca yanında insan da kalmamış.
Bu durum bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Neyse öyküye devam edelim.

Sonrasında bu çocuğun sefahat, ahlakdışı hayat ve günaha düşüşünün bir şekilde bir sonuca vardığını görüyoruz: Genç adamın aklı başına gelmiş ve babasına geri dönmek istemiş. Onu Baba’sına dönmeye yönelten tek gerçek, Baba’sının onu gerçekten seviyor olmasıymış. Ve Baba’sının onu tekrar kabul edeceğine, böylelikle de hayatının kurtulacağına ilişkin umudu varmış. Çünkü Baba’sını tanıyormuş.

İyi haber şu ki, Baba’sı oğlunu gerçekten de kabul etmiş. Oğlunu bağışlamış. Ve ona yine onurlu bir makam vermiş. Bunun tek nedeni de, Baba’nın oğluna olan sevgisinin hiç değişmemiş olmasıymış.

İncil’deki bu benzetmede Tanrı bize yüreğini göstermektedir. Yaptığı tüm yanlışlıklara karşı çocuğunu sevmekten vazgeçmeyen bir Baba…

İncil’de şöyle yazıyor: Tanrı sevgidir. Yalnızca O kusursuz biçimde sever. Yalnızca onun sevgisinde aradığımız o derin, kişisel ve anlamlı ilişkiyi bulabiliriz. İsa’nın anlattığı öyküdeki Baba gibi, Tanrı’da bize bunu vermeye hazırdır.

Facebook
Twitter
WhatsApp
E-Posta

Benzer Yazılar

Yorumlar

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Yorumu Gönder