“Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam’ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi… Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim.

Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin. Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur. Size buyurduklarımı yaparsanız, benim dostlarım olursunuz. Artık size kul demiyorum. Çünkü kul efendisinin ne yaptığını bilmez. Size dost dedim. Çünkü Babam’dan bütün işittiklerimi size bildirdim. Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba’dan ne dilerseniz size versin. Size şu buyruğu veriyorum: Birbirinizi sevin!”

Gerçek sevgi ile ilgili ne kadar muhteşem sözler. Sevginin tanımını bugünlerde daha çok Facebook paylaşımlarından ya da Youtube videolarından öğrenme eğilimindeyiz ama gerçek sevginin ne olduğunu sadece Kutsal Kitap’tan öğrenebiliriz.

Sevgi diye adlandırdığımız birçok farklı duygu var. Evet bazıları sevgiye benziyor, sevgi gibi görünüyor ama aslında çoğunun ardında kendi bencilliğimiz, hırslarımız, zayıflıklarımız var. Bazıları sadece alışkanlık. Bazıları sadece tutku. Ama sevgi değil.

Sevgi’nin ne olduğunu bize Tanrı öğretiyor. Elçi Pavlus’un 1.Korintliler Mektubu’nun 13.bölümünde sevgi ile ilgili yazdığı sözler, ezberlediğim ilk İncil ayetleri olmuştu yıllar önce:

“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır.” (1.Korintliler 13:4-7)

Ne kadar harika, değil mi? Böyle bir sevgiyle sevilmek bir insanın başına gelebilecek en büyük şans, en büyük kutsamadır. Ve sana bir müjde vereyim: Tanrı seni işte böyle bir sevgiyle seviyor, sabırla, şefkatle… Kendisini övmeden ve kendisine odaklanmadan… Nezaketle, yumuşaklıkla… Kusurlarımızı yanlışlarımızı yüzümüze vurmadan… Bize inanç ve umut gibi iyi, yapıcı duygu ve düşünceler aşılayarak.

Ve İsa’nın bugünkü metnimizdeki sözleri, Tanrı’nın bu sevgisini nasıl kabul edebileceğimizi bize öğretiyor. Ne yapalım da Tanrı’nın bize olan sevgisinin tadını çıkaralım ve bu sevgi ile yaşayalım? Ne yapalım da Tanrı’nın sevgisi bizim sevgimiz olsun? Biz de O’nu ve komşumuzu Elçi Pavlus’un dile getirdiği ayetlerdeki gibi, sabırla, şefkatle, nezaketle, inançla, umutla sevebilelim?

Cevabı gerçek sevginin tek kaynağı olan Rab İsa veriyor:

“Benim sevgimde kalın!… Bende kalın, ben de sizde kalayım. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden meyve veremez. Bunun gibi, siz de bende kalmazsanız meyve veremezsiniz.”

Demek ki biz İsa’da, İsa’nın sevgisinde kalırsak, O’nun sevgisi bizde ortaya çıkacak. Biz O’nun öğrencileri olarak O’nun sevgisini yaratılışa, kardeşimize, komşumuza götürecek, verecek ve yansıtacağız. Hatta O’nun yaptığı gibi biz de, O’nun bizde etkin olan sevgisi sayesinde, bize düşmanca davranan insanları bile sevebileceğiz. Çünkü İsa böyle diyor:

“Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.” (Matta 5:44)

İsa bizi kendisiyle Baba’sı arasındaki harika ilişkiye dahil olmaya çağırıyor. Bu ilahi daveti İncil’in her yerinde görebiliriz. Şimdi okuduğumuz ayetler de, bu çağrının en belirgin biçimde yapıldığı ayetler arasındadır. 9. ve 10.ayetleri tekrar okuyalım:

“Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam’ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi…”

Burada bir soru aklımıza gelebilir? Acaba İsa bize bir şart mı koşuyor? “Buyruklarımı yerine getirirseniz…” Ama sevginin koşulsuz olması gerekmez mi? diye sorabilirsiniz. Evet, İsa’nın sevgisi koşulsuzdur. O bizi tıpkı Korintliler Mektubu’ndaki metninde ifade edildiği gibi, “kendi çıkarını aramadan” seviyor ve “kötülüklerimizin hesabını tutmuyor.”

Öyleyse o bize ne buyuruyor?

Elbette Kutsal Kitap’ta Tanrı bize yapmamız ve yapmamamız gereken şeyleri söylemektedir. Bunların en özet ve aynı zamanda en kapsayıcı biçimini On Buyruk’ta görebiliriz. (Mısır’dan Çıkış 20 ve Yasa’nın Tekrarı 5)

Ama İsa bize bu buyrukları ancak gerçek sevgiyle yerine getirebileceğimizi öğretiyor. (Matta 22:37-40) İsa ayrıca, bu sevginin kendisinde olduğunu da öğretiyor bize. “Benim sevgimde kalın. Benim buyruklarımı yerine getirirseniz, benim sevgimde kalırsınız?” diyor.

Rabbimiz, O’nun bütün buyruklarının temelinde sevgi olduğunu tekrar tekrar vurguluyor. 12.ayette O’nun bize ne buyurduğuna bakalım:

“Benim buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin.”

Ve 17.ayette bize aynı buyruğun verildiğini okuyoruz:

“Size şu buyruğu veriyorum: Birbirinizi sevin.”

Evet, İsa’nın sevgisi olmadan, bizim bütün dindarca çabalarımız boşunadır. Çünkü sevgisiz hiçbir şey yapamayız. Sevgi de Tanrı’dan gelir; zannettiğimiz gibi bizim kalbimizden kaynaklanmaz. İsa bizi sevdiği için çarmıha gerilip ölmeye bile razı oldu. Çünkü ancak bu şekilde bizi Baba’sıyla birlikte yaşadığı ilahi, sonsuz yaşama dahil edebilirdi.

Evet İsa’nın ölümü ve dirilişi, Tanrı’nın bize olan merhamet ve sevgisinden dolayı gerçekleşti. Biz de kardeşimizi İsa’nın sevgisiyle sevmek için, O’nda, O’nun sevgisinde kalalım. Böylece kendi çıkarını aramayan, dostları için fedakârlıkta bulunan gerçek sevginin meyveleri bizlerde de kendini gösterecek. Söz’ü ile bize öğrettiği, Kilise’si yoluyla bizimle paylaştığı ilahi sevgisini bütün dünyaya yansıtabileceğiz.

Dua Edelim: Göksel Baba, Oğlu’n İsa Mesih’in dünyaya gelişi, ölümü ve dirilişinde bize gösterdiğin gerçek sevgiyi sevinçle kabul edebilmemizi, böylece senin yaşamına Mesih yoluyla sonsuza dek paydaş olmamızı sağla. Amin.

Facebook
Twitter
WhatsApp
E-Posta

Benzer Yazılar

Yorumlar