Sonra İsa şöyle dedi: “Tanrı’nın Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer. Gece olur, uyur; gündüz olur, kalkar. Kendisi nasıl olduğunu bilmez ama, tohum filizlenir, gelişir. Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başağı dolduran taneleri verir. Ürün olgunlaşınca, adam hemen orağı vurur. Çünkü biçim vakti gelmiştir.” Markos 4:26-29

Sen de ilkokulda fasulye deneyi yaptın mı? Pamukların arasına koyduğum fasulye tohumlarını, düzenli olarak onları suladığımı ve heyecanla tohumların nasıl da yeşerdiğini izlediğimi hatırlıyorum. O kadar meraklıydım ki her saat başı kontrol ediyordum ve işler çabucak olmadığı için kızıyordum da. Sabahları yataktan kalmak için artık tek neden okula gitmek zorunda olmak değildi. Bundan çok daha heyecanlı bir şey oluyordu evimizde.

Deneyin sonuçları hala aklımda. Çimlenme için su, oksijen ve uygun sıcaklık gereklidir. Tabi en önemlisi de bir tohuma sahip olmaktır. Çocuk aklım her ne kadar neler gerektiğini öğrenmiş olsa da bunun gerçekleştiğini kendi gözlerimle görmek heyecan vericiydi. Tıpkı sihirli bir ânın tanığı olmak gibiydi fidenin büyüdüğünü görmek. Bir tohumun içinde gizlenmiş olan yaşam uygun koşullar altında fışkırıyor ve sonunda, yeteri kadar bekleyince, meyve bile veriyordu.

İsa Mesih Tanrı’nın Egemenliği’ni böylesi bir mucizeye benzetiyor. Benzetmesinde bir adam var ve bu adam tohumu toprağa saçıyor. Aradan zaman geçiyor ve tohum filizlenip gelişiyor. Her çiftçinin de bildiği gibi, çiftçi elinden geleni yapar. Toprağı havalandırır, gübre ve su verir. Ama yine de hasatın nasıl olacağını bilemez. Tohumun büyüyüp serpilen bir fideye dönüşmesi için dış etkenler oldukça önemlidir. Ama yaşam, o tohumun kendisinde saklıdır. Dış etmenler sadece bu yaşamın ortaya çıkmasını sağlar.

Benzetmedeki bu tohum, Müjde’nin mesajıdır. Müjde yüzyıllardır beklenen Kurtarıcı’nın, İsa Mesih’in dünyaya gelişi, yaşamı, ölümü ve dirilişiyle ilgilidir. Çünkü Mesih İsa bunların hepsini bizleri günahtan, ölümden ve Şeytan’dan kurtarmak için yapmıştır. İncil Müjde’yi Tanrı’nın gücü olarak tanımlıyor. Müjde o kadar güçlü bir tohum, öyle bir mesajdır ki bizim ruhumuza yaşam verir.

Peki bu tohum hemen filiz veriyor mu? Hayır! Çoğu zaman hemen olmaz. Uzun süre edilen dualar, ümit ve sabır dolu bir bekleyiş vardır.

Beklemek çok da kolay bir şey değildir. Sabretmeyi gerektirir. Her şeyin senin kontrolünde olamayacağını kabullenmen gerekir. Alçakgönüllü olmayı istemesen de öğrenmen gerekir. Bu yolculuk kimi zaman ümitsizliğe düştüğümüz bir yolculuktur.

Ama ümitli olmak için de çok neden var! Çünkü Tanrı var! Küçücük bir tohumdan koca ağaçlar çıkartma mucizesini yapan bir Tanrı hem de. Ve bu Tanrı sevgi dolu, sevecen, adil ve tez öfkelenmeyen biridir. Tanrı bize gerçek ve sağlam bir ümit vermek istiyor. O şöyle diyor;

Çünkü benim düşüncelerim
Sizin düşünceleriniz değil,
Sizin yollarınız benim yollarım değil” diyor RAB.
“Çünkü gökler nasıl yeryüzünden yüksekse,
Yollarım da sizin yollarınızdan,
Düşüncelerim düşüncelerinizden yüksektir.
Gökten inen yağmur ve kar,
Toprağı sulamadan, yeri yeşertmeden,
Ekinciye tohum, yiyene ekmek vermeden
Nasıl göğe dönmezse,
Ağzımdan çıkan söz de öyle olacaktır.
Bana boş dönmeyecek,
İstemimi yerine getirecek,
Yapması için onu gönderdiğim işi başaracaktır. (Yeşaya 55:8-11)

Tanrı insan gibi değildir. Bizim yaptığımız çoğu şey boşa gidiyor. Tanrı’nın Sözü ise Tanrı’nın isteğini yerine getiriyor. Ümitle bekleneni gerçekleştiriyor.

İncil’in Tanrı Sözü olarak tanıttığı İsa dünyaya uygun zamanda geldi. Günahın egemen olduğu dünyada Tanrı’nın Egemenliği’ni duyurdu ve Tanrı’nın isteğini yerine getirdi. Çarmıhta ölerek ve üç gün sonra dirilerek sözünü tuttu ve Tanrı’yla insan arasındaki günah uçurumunu ortadan kaldırdı.

İsa Mesih bunu yaparken bir söz daha verdi: Her Hristiyan’ın ümitle beklediği başka bir müjde. Dünya’ya tekrar geleceğine ve bu sefer günahın hayatlarımızdaki tüm etkisini de ortadan kaldıracağına söz verdi. Acı, gözyaşı, sıkıntı ve ölüm artık ortadan tamamen kalkacak.

İşte bizler, İsa Mesih’in ikinci gelişini bekliyoruz. Dünyaya tekrar gelişini ve hasadın toplanmasını. İyilik ve kötülük yapanların yargılanacağı günü bekliyoruz. Tabii bu yargı kulağa başta çok hoş gelmiyor belki. Ama bizim hakkımızda iyi bir kararın verilebilmesi için de yargı kürsüsünün kurulmasına ihtiyacımız var.

İyi bir karar da bizi bekliyor aslında. Çünkü Tanrı İsa’nın Mesih ve Kurtarıcı olduğuna güvenene söz verdi cennetini. Bu yüzden korkmamıza hiç de gerek yok. Korkmuyoruz çünkü tohum benzetmesindeki yaşam çiftçinin yaptıklarından gelmiyor. Marifet toprakta değil. Yaşam, tohumun içinde gizli. Benzer şekilde bizim kurtuluşumuz da bize bağlı değil. Eğer kendini işlediğin günahların, aldığın yanlış kararların altında ezilmiş hissediyorsan bu benzetmede sana iyi bir haber, büyük bir teselli var. Çünkü bizim kurtuluşumuz Müjde’nin gücünden, İsa Mesih’in bizim için yaptıklarından geliyor, yani bu tohumdan.

Dua Edelim: Ya Rab, benim yüreğime Müjde’nin iyi tohumundan ek, öyle ki bana yaşam versin. Amin.

Facebook
Twitter
WhatsApp
E-Posta

Benzer Yazılar

Yorumlar